Macaron Nap 2013

Şöyle bir bakıyorum da. Kendimi o etkinlik senin, bu etkinlik benim koşan, her türlü aktiviteye katılan “sosyal” insanlardan biriymiş gibi hissediyorum. Zira yine yazacaklarım bir etkinlikle ilgili.

Buraya geldiğimden beri Budapeşte ile ilgili takip ettiğim bir kaç şehir blogu mevcut. Macaron Nap ile ilgili haberi de ilk kez orada gördüm. Haberin ekindeki rengarek kurabiyecikleri de görünce ait olduğum yerine orası olduğunu anlamıştım.

~

İlki Pierre Hermé tarafından 2005 yılında Paris’te gerçekleştirilen Jour du Macaron (Macaron Day), Makaron Günü, her yıl 20 Mart’ta kutlanıyor. Paris’te başlayan kutlamalar 2012 yılında Londra, New York ve Budapeşte‘de ilk kez düzenlenen kutlamalarla birlikte tüm dünyaya yayılmaya başlamış. 2013 yılında Kanada  (Toronto, Vancouver), Almanya, Belçika ve Japonya‘da da çeşitli kutlama etkinlikleri gerçekleştirilmiş.

Budapeşte’de bu yıl ikincisi düzenlenen Macaron Nap 2013’e Akvárium Klub ev sahipliği yaptı.

Tıpkı diğer etkinlikler gibi Makaron Günü için de bilet almak gerekiyor. İnternetten alınan bilet 1500 Forint. Eğer ki kapıdan bileti alırsanız 2000 Forint (yaklaşık 15 TL). Tam bilet almak için sıraya girmiştim ki arkamdan gelen beyazborsacılar bilet alıp almayacağımı, dilerlerse kendilerinden 1500 Ft’ye alabileceğimi söylediler. Böylece buradan arttırdığım 500 Ft’yi içeride makaron olarak değerlendirebilecektim.

Giriş Bileti

İçeri girerken kolunuza kelepçenizi taktıktan sonra hemen elinize “Tatlı yiyelim, tatlı konuşalım.” der misali iki adet makaron tutuşturuveriyorlar.

Bileklik

Zaten kapıdan girdiğiniz an ağzına kadar lokmalık makaronlarla dolu bir stand sizi karşılıyor. Buradan seçeceğiniz iki adet makaronunuzu, bilekliğinize attıracağınız bir çarpı işareti ile birlikte alıyor ve midenizi ısıtmaya başlıyorsunuz.

Seç, Beğen, Al

Makaronlar görüntü itibariyle bizdeki acıbadem kurabiyelerine benziyor aslında. Fark olarak iki kurabiye arasına eklenen krema diyebiliriz. Tabi onun lokmalık boyutta rengarenk olanlarını gözünüzün önüne getirin. Temelde yumurta akı, şeker ve çeşit çeşit renklendiriciden oluşan çok güzel/lezzetli görünen, elinize aldığınızda narinliğini hissedebileceğiniz ve ısırdığında tadına hayran kalacağınız bir kurabiye. İlgilenenler ve “Bunu ben de yaparım!” diyenler için Bizim Pastane‘nin blogunda güzel bir Makaron Tarifi yazısı mevcut.

Tabii ki kapıda ikram edilenler hem ufak hem de üzerinde çok özenilmemiş olanlardı. Asıl güzellikler içerideki standlarda, özveriyle yapılıyordu.

Yapım

Ve aynı özenle de sergileniyordu.

Sergileme

Konu kurabiye olunca ve kurabiyeler de böyle rengarenk, cıvıl cıvıl olunca insan ister istemez “İşte tam da çocuklara göre bir etkinlik!” diyor ama ilginçtir içeride çocuk neredeyse yoktu. Her taraf yetişkinlerle dolup taşıyordu.Makaronların tadına keyifle bakanlar ve şeflerden gizli tariflerini öğrenmek için onları sıkıştıranlar, büyüklerdi.

Yetişkinler

Etkinlikteki tüm standlar cıvıl cıvıl renkleriyle göz alan makaronlarla doluydu. Makaronları bu kadar çekici gösteren ve onu arzu ettiren sanırım bu canlı renkleri olsa gerek.

Makaron

İçeri girdiğiniz al elinize zaten iki adet makaron tutuşturup tadın baktırıyorlar ve sizi içeriye, patlamaya hazır bir bomba misali, salıyorlar. Midenizi bu şölene hazırlayacak makaronlarınızı yedikten sonra salona geçmeden önce yapmanız gereken üç şey var.

Birincisi paralarınızı etkinlik parasına çevirmeniz. İçeride, alışverişlerde normal para geçirli değil. Hemen girişte bulunan “Kupon” bölümünden 50 Ft ve 300 Ft’lik kuponlardan alıyorsunuz ve içerideki tüm alışverişlerinizde bu kuponları kullanıyorsunuz. Fiyatlarda zaten hep bu iki para miktarına göre ayarlandığından karmaşa olmuyor.

Para

Paranızı aldıktan sonra bir adet de menü alıyorsunuz. Sugar Shop tarafından hazırlanan bu menüde makaronların neli oldukları yazıyor. Elinizde bu rehberle artık içeriye gezip, kendinizi kaybetmeye başlayabilirsiniz.

Menü

İçeri girdiğiniz an da sizi hemen duvardaki bir harita ile Budapeşte’de nerede makaron bulabileceğinizi gösteren bir harita karşılıyor. Hani olur da bağımlısı olur da krizinin tutarsa diye not almakta fayda var.

Harita

İlk kez Paris’teki pastanelerde yapılıp satılmaya başlanmış makaronlar. Sanırım Paris’li olmasından dolayı haddinden fazla pahalı geldi bana. Boyutlarına göre değişmekle birlikte tanesi 250 Ft – 300 Ft (yaklaşık 2-2.5 TL) civarında.

Fiyat

Dikkatinizi çekiyorum. Bir kutusu, bir poşeti falan değil. Tek bir adedi.

Tadımlık

Zaten gelenler de düzinelerce alıp gitmek için orada değil. Gayet etkinlik kokteyl/tadım havasındaydı yine. Kimi peçeteye, kimisi de bir tabağa çeşit çeşit makaronlardan beğendiklerini koyuyor bir taraftan şarabını yudumlarken (evet burada da şarap makaronlarla tüketim konusunda tercih edilen bir numaralı içecekti) yiyor, bir taraftan geziyor, bir taraftan sohbet ediyordu.

Şarap

Kimisi de bu güzel, cıvıl cıvıl görüntüleri ölümsüzleştirmek namına fotoğraflıyordu.

Fotoğrafçılar

Bu arada herkes ayaküstü atıştırmıyordu tabii ki. Evde yemek için veya hediyelik olarak da bol miktarda alan vardı.

Hediyelik

İster orada ayaküstü yiyerek tadına varın, ister alın evde benim gibi özel bir törenle hissederek yiyin, isterseniz de hediyelik paketler yaptırın.

Poşet poşet makaron

Farketmiyor. İnsanoğlu doyumsuz. Standları gezdikçe, cıvıl cıvıl makaronları gördükçe bir önceki standtan aldığını makaronları beğenmiyor, pişmanlık duyuyorsunuz.

Bardak Sunum

~

Bu arada etkinlik alanında sadece makaronlar yoktu. Gün makaron günü olunca, diğer standlar da macaronlarla ilgiliydi elbette. Makaronların yapımında da kullanılan çeşitli malzemelerden parfümler de yapılmıştı. Koklayıp deneyebiliyorsunuz ve beğendiğiniz olursa da satın alabiliyordunuz.

Parfüm

Ayrıca hediyelik eşya satan bir stand üzerinde de makaronla ilgili çeşitli aksesuar ve takılar satılıyordu. Ve hatta dilerseniz sırtınıza, kolunuza makaron dövmesi de yaptırabiliyordunuz.

Hediyelik

Aslında katılanlar da hazırlıklı gelmişlerdi. Kimisi makaron küpe takarken kimisinin kolye motifleri küçük makaronlardan oluşuyordu.

Sohbet

Bu arada, şefler biz Trabzon’luları da unutmamıştı. Malum “Bize Her Yer Trabzon!” 🙂

Trabzon

Ayrıca etkinlik kapsamında bir de “En İyi Makaron Yarışması” yapıldı. Dileyen herkesin katılabileceği yarışmada hazırlanan makaronlar 4 kişilik jüri tarafından tadıldı.

Jüri tadım

Zaten koca alanda en çok kıskanılan ve imrenilen insanlar sahnedeki o 4 kişiydi. Eminim ki herkes benim gibi içten içe kıskançlıkla bakıyordu! Siz (biz), aşağıda her bir standın önünde birbinizi ezip makaronlara ulaşmaya, tadmaya çalışırken onlar sahnede önlerine gelen onlarca çeşit makaronu afiyetle yiyor ve sonra büyük bir titizlikle puanlıyordu.

Jüri Puanlaması

~

Şöyle bir uğrayıp, göz atıp çıkarım diye girdiğim ufacık alandan 3 saatin sonunda zorlukla çıkabildim. İnsan bırakamıyor. Çıkarken de, kendimi ödüllendirmek adına, bir paket de ben yaptım. Malum çikolatalıları yemeye gerek yok; tadları üç aşağı beş yukarı belli. Ben de bir adet sakız aromalı (bildiğin Tipitip sakızının tadı vardı.), bir adet siyah çikolatalı ahududulu, bir adet menekşeli-yaban mersinli ve bir adet de kestaneli-ekşi kirazlı makaron aldım ve evde afiyetle mideye indirdim.

Son olarak da bugünün hatırası, hemen girişin yanındaki standtan bir adet de yaka rozeti kaptım.

Rozet

~

Etkinlikte çektiğim diğer fotoğraflar için de Facebook Sayfamıza göz atabilir ve bundan sonraki fotoğraf ve yazılarımızı takip etmek için sayfamızı beğenebilirsiniz.

Murat Eray KORKMAZ

Yer içer, gezer tozar, okur yazar. Biriktirir. #kitapmeraki #saatmeraki #kalemmeraki.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.